24 Mayıs 2016 Salı

Dünya Bizim Hepimizin ve Tüm Dünyada Mutlu yaşamak Mümkün, Hep Birlikte....

Hücreler Gerçek Mutluluk ile Sahte Mutluluğu Ayırd Ediyor

Bir çok insan, hayatında mutlu olmak ister. Mutluluğu yakalayabilmek için de çeşit çeşit şeyler yapar. Kimi boğaz kenarında güzel bir yemek yediğinde mutlu olur, kimi de bir hayır işi yaptığında…



PEKİ, BU MUTLULUKLARDAN HANGİSİ GERÇEK?

Bu sorunun yanıtını, “her ikisi de gerçek” diyerek verebiliriz. Ancak, hücrelerimiz bizimle aynı fikirde değil.

Birleşik Devletler’deki Kaliforniya Üniversitesi ile Kuzey Karolina Üniversitesi’nin işbirliği altında gerçekleştirilen bir araştırmaya göre; hücrelerimiz bu olaylardan sadece bir tanesini gerçek mutluluk olarak algılıyor.

Yapılan araştırmada, hücreleri yakından inceleyen bilim adamları, her iki duruma karşı, bağışıklık sistemimizdeki hücrelerimizin verdiği tepkiyi incelediler ve hiç beklemedikleri bir sonuçla karşılaştılar.

Araştırmaya göre, güzel bir pasta yemek, iyi bir tatil yapmak, güzel elbiseler giymek ya da hoş bir arabaya binmek insanları yanlız o an için mutlu edebiliyor. Bilim adamları bu hissi, mutluluk değil, “anlık tatmin” olarak yorumluyor.

Aç bir kimseye yardım etmek, ihtiyacı olana yardımda bulunmak, hayır işleri yapmak ise; uzun vadede hücrelerimiz üzerinde son derece pozitif bir etkiye sahip. Nasıl mı?

Bir amaç uğruna yaşamak, hücrede bulunan kronik stresle ilgili genleri büyük ölçüde azaltıyor. Kısa süreli mutluluk anlarıysa, hücredeki stres genlerini arttırdığından, romatizmaya, kalp hastalıklarına neden oluyor ve stres kökenli hastalıklara karşı bağışıklık sistemimizi çökertiyor. Böylece, kendilerine bir amaç edinenler, hem mutlu hem de sağlıklı; bir amacı olmayan ve anı yaşayanlar ise hem mutsuz hem de sağlıksız oluyor.

Kaliforniya Üniversitesi’ndeki araştırma ekibinin lideri Barbara L. Fredrickson, elde ettikleri sonucu şöyle tarif ediyor:

“Günlük aktiviteler kısa süreli hazlar sağlasa da; uzun vadede negatif fiziksel sonuçlar doğuruyor. Hücresel düzeyde bakarsak, vücudumuzun tepki verdiği tek bir mutluluk türü var; o da bir amaç uğruna yaşamak ve o amaca bağlı olmak”

 

Kuzey Karolina Üniversitesi’nin internet sitesi üzerinden yayınlanan araştırmanın sonucuna göre, manen doyucu işlerle meşgulseniz, ne sizin ne de hücrelerinizin mutsuz olması imkansız… Ancak, tek arzunuz güzel bir yemek, lüks bir ev, pahalı bir tatilse, kendinizi mutluymuş gibi hissedeceğiniz anlar yanlızca yemeğinizi yerken, evinizi satın alırken ve tatildeyken geçirdiğiniz anlarınızla sınırlı olacak. Yemek ve tatil bittikten sonra ise; bu “tatmin bulma” hissi ortadan kalkmış olacağı için, bıkkınlık ve sıkılma başlayacak; depresyon ve stres baş gösterecek.


Görünen o ki, hayatlarında uzun vadede mutluluğu yakalamak isteyen ve sağlıklı bir yaşam sürmek isteyenler için mutluluğun anahtarı, “anı yakalamak”ta değil; gerçek bir amaç uğruna yaşamakta saklı.

mutluluk ile ilgili görsel sonucu

Kaynak: University of North Carolina at Chapel Hill (2013, July 29). Human cells respond in healthy, unhealthy ways to different kinds of happiness. http://uncnews.unc.edu/content/view/6145/71/

 Hücreler Gerçek Mutluluğu Hissediyor
Da Vinci Institute

Da Vinci STI (Da Vinci Science and Technology Institute) bilimin, mühendisliğin ve inovasyonun dünyadaki tüm insanların faydasına olacak şekilde geliştirilmesine öncülük etmek amacıyla kurulmuş bir düşünce kuruluşudur.

30 Nisan 2016 Cumartesi

yaşam uzun



Ömrünüzü on yıl uzatabileceğinizi söylesem ne dersiniz? 
Uzun ve sağlıklı yaşam bir rastlantı değildir. İyi genlerle başlar, ama iyi alışkanlıklara da bağlıdır. Uzmanların açıklamalarına göre, doğru bir yaşam biçimi benimserseniz, on yıl kadar daha uzun yaşayabilirsiniz. 

Peki, uzun ve sağlıklı yaşamın formülü nedir? 
Son yıllarda araştırmacılar insanların dikkat çekici ölçüde uzun bir yaşam sürdüğü bazı bölgelere odaklandı. Bir ekip Sardinya'nın (İtalya) dağ köylerinde, insanların uzun bir yaşam sürdüğü ve 100 yaşına ulaşan erkeklerin oranının hayret verici derecede yüksek olduğu bir yer buldu. 

Bir diğer ekip Okinawa Adası'nda (Japonya) dünyanın en uzun ömürlü insanları arasında yer alan bir grubu inceledi. Ve Loma Linda'da (ABD) araştırmacılar, Amerika'nın uzun yaşam şampiyonları arasında sayılan Yedinci Gün Adventistleri adlı tarikattan bir grup üzerinde çalışmalar yaptı. Bu üç bölgede yaşayanlarda yüz yaşını aşanların oranı yüksek; bu insanlar dünyanın diğer gelişmiş ülkelerinde ölümcül olan hastalıklardan sadece bir bölümüne yakalanıyor; daha uzun ve sağlıklı yaşıyor. 

Sonuç olarak bu insanlar "en doğru alışkanlıkları" edinmenizi öneriyor. Gerisi ise size kalmış.

1. Stresinizi azaltın: Kronik stres vücuttaki hücrelerin ömrünü kısaltır. Sonuç olarak önce hücreler, sonra dokular ve daha sonra organlar ölmeye başlıyor. Stresi azaltırsanız daha iyi uyursunuz, gözlerinizin altındaki torbalar ve kırışıklıklar azalır. Stresi azaltmak için egzersiz yapmanız önemlidir. Egzersiz kendinize olan güveninizi arttırır, kendinizi iyi hissetmenizi sağlar.

2. Egzersiz yapın: Yaşlanma belirtilerinden en belirgin olanı ise kambur duruş ile el ve ayaklardaki titremedir. Kas kaybı, kas liflerini kontrol eden motor nöronların ölümü sonucunda gerçekleşiyor. Yüzümüzdeki derinin altındaki kas liflerini kaybedince de dokular sarkıyor. Kas kaybını önlemek için uzmanlar haftada en az 2 ya da 3 kez egzersiz yapmanızı öneriyor.

3. Güneşten kaçının: Güneşten gelen ultraviyole radyasyona ihtiyacımız var. Çünkü UV ışınları, melatonin üretiminde kullanılan A vitamini üretimini harekete geçiriyor. Melatonin seviyesinin düzensiz olması durumunda İnsanlar depresyona giriyor. Çok fazla UV ışığı, kolajen ve elastin tarafından oluşan diğer yaşlanma belirtilerini ve buruşuklukları hızlandırabilir.

4. Dengeli ve iyi beslenin: Bazı yiyecekler İçeriğindeki maddelerden dolayı yaşlanma süreciyle mücadele ediyor. Antioksidan içeren gıdalar, serbest radikalleri dengeleyerek etkisiz hale geliriyor. C ve E vitamini, beta karoten yiyecekler yiyerek fazla antioksidan tüketirseniz serbest radikallerin hücresel yapıya zarar verme ihtimali azalır. Uzmanlar, renkli sebzeler, alabalık, somon gibi yiyeceklerin yer aldığı antioksidan bakımından zengin bir beslenme programı tavsiye ediyor.

5. Sigarayı bırakın: Cildiniz için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri sigarayı bırakmak olmalı. Eğer günde yarım paket sigara içerseniz, bir an önce cilt bakımınıza özen göstermelisiniz. Sigara cilt dokularına esneklik sağlayan tabakada bulunan kalojen ve elastine zarar veriyor. Bu ise cildin sarkmasını ve buruşmasını hızlındırıyor.

Ayrıca sigara içmek, cilt hücrelerine ve besin taşıyan kan damarlarını daraltıyor.

64 yaşında kolon kanserine yakalanan Breuning, verdiği demeçte tedavi sürecinin ardından bu hastalığı yendiğini söylemiş fakat sağlığına asıl etki eden unsurun beslenme düzeni olduğunun altını çizmişti. İşte 108 yaşında kalça kemiğini kırdıktan 21 gün sonra ayağa kalkan Breuning'den uzun yaşamak için tavsiyeler:

Günde 2 öğün yemek yiyorum, akşam yemiyorum.
* Her gün mutlaka meyve yiyorum.
* Kahvaltıda yumurta ve kızarmış ekmek yiyorum.
* Kahvaltıda aşırı yemiyorum.
* Bol su içiyorum.
* Spor yapamazsam mutlaka çıkıp yürüyorum.
* Kahvaltıda 1.5 fincan ve öğle yemeğiyle 1 fincan kahve içiyorum.
* Her gün 06.30'da uyanıyorum. 07.30'da kahvaltı yapıyorum.
* Bol su içiyorum.* Spor yapamazsam mutlaka çıkıp yürüyorum.
* Kahvaltıda 1.5 fincan ve öğle yemeğiyle 1 fincan kahve içiyorum.
* Her gün 06.30'da uyanıyorum. 07.30'da kahvaltı yapıyorum.
* Uzun yıllar boyunca hergün bir bebek aspirini aldım.
* Herkes kilosuna dikkat etmeli. Hayatım boyunca 59 kiloda kaldım.
* Zihnimi çalıştırmak için radyo dinliyorum.
* Hayat felsefem “Dünyaya ölmek için geliyoruz. O zaman ölmekten korkmamalıyız” oldu.
* uzun yaşamın sırrını sıkıntıları büyütmemesine bağladı.

27 Nisan 2016 Çarşamba

Nefsin İstek ve Arzularını Zayıflatmak İçin Dört Gücünüz


1-      Sükût: Susmak ama sadece gerektiği zaman, lüzumu kadar konuşmak.
2-      Açlık: Doymak ama ihtiyaç olduğu kadar yemek.
3-      Yalnızlık: İnsanlar içerisinde bir insan olmak, toplum içerisinde yaşamak ama dostu buluncaya kadar yalnız kalmak.
4-      Uykusuzluk: Uyumak ama bedenin mecbur olduğu esaretten kurtuluncaya kadar uyumak.


            Bilerek susmak; planlı olarak sağlığa zarar vermeyecek şekilde aç kalabilmek veya az yemek; her gün yalnız kalacağın, kendinle baş başa olacağın ve tefekkür edebileceğin az da olsa bir zaman bulmak; fazla uykudan uzak durmak yaşamı bereketlendiren unsurlardır.
Tefekkür etmek; yaşam yolculuğundaki gidişini değerlendirmek; nereden geldiğini, nereye gittiğini düşünmek; hayatında doğruların, yanlışların neler olduğunu incelemek; bundan sonra ömründe nasıl ve ne şekilde yol alacağını konusunda düzenlemeler yapmak; hakiki insan olma yolculuğunda ne kadar ilerleyebildiğini ve bundan sonra neler yapabileceğini planlamak gibi konular üzerinde düşünmek ve değerlendirmeler yapmak için kişinin ayırdığı zaman neden az olsun ki?
            İnsan, nefsini eğitmek adına bu dört gücü bilinçli ve planlı olarak kullanmalıdır. Bunları yapan insan hem bedenen hem ruhen sağlıklı olur. Sağlıklı yaşamak için insan iradesiyle bu dört gücün üzerindeki kontrolü ele geçirmelidir.
Kalp Allah’tan uzaklaşınca mefisto ona dost ve yoldaş olur. Para, altın, değerli maden, tahvil, bono, mal, mülk, servet, statü, gençlik, güzellik gibi şeyler insanın hoşuna gider.
            Ne var ki bunlara sahip olmak mutluluk için yeterli değildir. Belki geçici ve kısmi bir ferahlık sağlayabilir. Ancak önünde sonunda sıkıntı ve üzüntüler, dertler ve musibetler insanı yakalar. Asıl olan şudur ki; insan kendi kendini kontrol altına alabilmelidir. Bir deyişte söylendiği gibi “Ya zihnin seni yönetir ya sen zihnini yönetirsin.” İnsanın kendini kontrol etmesi bedenini kontrol etmesinden geçer. Bedenin kontrolü zamanla ruh kontrolünü getirir.

            Size bir önerim var. Her gün on, on beş dakika kendi başınıza kalın; koltuğunuza oturun ve tefekkür edin. Geçmişinizi, bulunduğunuz anı, geleceğinizi, mutlak kaderi (ölümü), yapmanız gerekenleri, yaptıklarınızı, yapacaklarınızı düşünün. Her şeyden uzaklaşıp sırf ruhunuzun olduğu bir yolculuğa çıkın, “Balonun Dışına Çıkmak” yazısında olduğu gibi… Ruhunuzla çıktığınız bu gezi sizi bir sürü yükten kurtaracak, olaylara bakış açınızı değiştirecektir.

26 Nisan 2016 Salı

Peygamberimizden sav Sonra Medine


            Ahmet Cevdet Paşa, Sahâbe dönemi -fitneler öncesi- Medine’sini dikkatli bir üslûpla anlatır:
“Halife Ebû Bekir ve Halife Ömer’in başkanlık zamanları ve Halife Osman’ın başkanlığının başları, aynen Peygamber Efendimiz’in  zamanı gibi geçti. Ondan sonra nefis yemekler yemek, güzel elbiseler giymek, güzel eyerli atlara binmek, bahçelerde gezinip eğlenmek gibi servet ve medeniyete dal budak salmış âdetler çıktı. Medine’de pek çok binalar yapıldı. Şehir, bir uçtan Selâ dağına kadar uzanarak hayli genişledi. Ferahlık verici safalı evler, mamur ve güzel bahçeler ile cennet misali oldu. Çok kimseler, mal biriktirmek sevdasına düştü. Böyle sel gibi akıp giden medeniyet ilerleyişi takvaya uygun gelmezse fetvaya uydurmak ve biraz da suyun akıntısına gitmek zamanın gereği olarak görülürdü.” Fakat, Büyük sahabî Ebu Zerr, Mescid-i Nebevî’nin kapısında durur ve şöyle derdi: “Şiddetli yağma ve çatışmalarla Medine’ye müjdeler olsun!”
            Allah, Kitabında buyuruyor: “Bir memleketi hak ettikleri bir ceza olarak helâk etmek dilediğimizde, oranın halkı arasında zevk-u safa içinde dilediklerince yaşamayı talepleri sebebiyle gaye edinenleri bir yola sürükler, daha çok nimete boğarız da, onlar orada artık kural tanımaz hale gelir ve hatalara daldıkça dalarlar. Nihayet, hak ettikleri helâk hükmü uygulamaya konur da, o memleketi yerle bir ederiz.” 1
            Azanlara, zalimlere, sonradan gördüm delisine, merhameti, sevgi, şefkati unutanlara, güzelliği bırakıp çirkinliği seçenlere duyurulur..

1 İsra 17

24 Nisan 2016 Pazar

Dikkati Çekme(me)

            Bir işe tek kapıdan girme!
Farklı kapılardan girmeyi de dene.

            Bazı hal ve hareketler dikkat çeker. Dikkat çekici hareketler, gösterişli, ego kokulu tavırlar, rekabet duygusu içinde yaşayanları uyarır. Güzel iş yaparken reklam yapmamak gerekir. Ancak, sessizce, çevrede gıpta damarı oluşturmadan, “Bunlar oldu ama benim katkım yok.” diyerek ve egosantrik olmayan, diğerkâm davranışlar kıskançlık damarından, nazarlı gözlerden kurtulabilir.
            Nazar insanı kabre, deveyi kazana sokar. Nazar için illa da boy pos önemli değildir. İnsanda kalp de ruh da vardır. Onlara da nazar değebilir.
            Kıskanma ve göz kalma esnasında nazarı değen kişi “O yapmadı ki!” diye düşünmelidir. Göz, kulak, hafıza, eylem, fikir, akıl, zekâ, vesaire kimseye ait değildir. Allah'a ait olanları çıkarırsak bizden geriye ne kalır? Her şeyin sahibi mülkün sahibi olan Allah'tır.
            Hazımsızlık, çekememezlik gibi düşüncelere hâkim olmak gerekir. Hazımsızlığa hakim olunmazsa arkasından nazar gelir. Kıskanan, gıpta eden kişi bakışını yere çevirsin ve kafasından geçirdiklerini zihninden uzaklaştırmaya çalışsın. Tabii nazarı dokundurmamak gibi, nazara gelecek hal hareketlerden de kaçınmak önemlidir.
            Bir şeye bakar ve onun Gerçek Sahibini1 görmezseniz nazarınız değer. Eğer her şeyin Gerçek Sahibi hatıra gelirse nazar kaçar. Her yanlış şey “ben yaptım, ben ettim”lerden doğar. Gerçeği  unutan, nazarı bulur.

1.Gerçek Sahip: Allah.

Kendini Övme ve Beğendirme İsteği

            Kişilerin iç dürtülerinden olan övünme dürtüsü, ben merkezli olup, narsisizmin yapı taşlarındandır. Kişi, önemli veya önemsiz bir özelliği sebebiyle kendisinin yüceltilmesini, abartılı bir şekilde kendinden söz ettirmeyi, kendisiyle iftihar edilmesini arzu eder. Neticede ilgi uyandıracak şekilde kendini anlatır. Kendini öven kişide mutlaka zirvede olma arzusu vardır ki, kişi baskılayamadığı aşağılık kompleksini, kendini övme ile tatmine çalışır.
            İnsanlar arasında kendini övmek hoş görülmese de bu kişiler geçici olarak toplumda ilgi çekebilirler. Fakat ne olursa olsun, insanlar, genellikle kendini iyi, sevimli, güzel, yetenekli göstererek beğenilme maksadıyla gayrete girenleri hoş karşılamazlar. Karşı cinslere, parti liderine, topluma, işverene, bir yol gösterici öğretmene kendini övüp beğendirme gayretleri, kişinin rakiplerinin kıskançlık duygusunu tetikleme riski taşır.
            Teveccüh edilenler, ilgi duyulanlar arasında gerçekten takdire layık biri varsa, narsist yapılarından dolayı, kıskanç kişiler onun önünü kesmek ve iyiliklerin gelişmesini bilerek ya da bilmeyerek - bilinçaltı etkilerle - engellemek isterler.
            Mefistonun oyunu, nefsin rasyonalizasyonu; olanları akla uygun hale getirme çabası asla tükenmez. İnsan bazen mütevazı, alçak gönüllü gibi görünerek de kendini beğendirmeye çalışabilir. Bu da kibrin bir başka bir çeşididir. Bu kişiler aslında kendinden söz eder. Kendini küçültürken, kendini ön plana çıkarırlar. "Ben aciz, sıradan bir kişiyim; bana verilen zekâ ile bu işi en iyi ben yaptığım için görev bana tevdi edildi; acizane, bu işleri biz yapıyoruz, bu da fakire verilmiş bir lütuf, ihsan..." gibi sözlerle sözde kendini küçültürken aslında beğenilme arzusu öne çıkıyordur. Bu kişiler övülür ve takdir edilirken sevinirler, gülümserler, sözüm ona söylenenleri kabul etmezler.